Görüldüğü üzere, “Emzirme” ve “Anne sütü” hakkı, ilgili belgelerde de desteklenmiştir ve belgelerde yer alan normlara uygun davranılmaması, insan hakkı ve çocuk hakkı ihlalidir. Şimdi gelin bu haklar hangi yollarla ve nasıl ihlal ediliyor, bir bakalım.
Bu yüzyıllar, anne sütüne verilen önemin ciddi bir biçimde arttığı bir dönem olmuştur. Ancak, bu dönem çok uzun sürmemiş ve 20. yy. sonlarında anne sütünün yerini inek, keçi, kısrak ve eşek sütleri almaya başlamıştır. 1845’te ilk biberon yapılmış ve 1900’lerde de Thomas Morgan tarafından Harward Medical School’da ilk formül bebek maması geliştirilmiştir.[9]
Formül bebek mamaları hızla tüm Amerika’ya yayılmaya başlamış ve bu süreci yine bebek hastalıkları ve ölümler izlemiştir. Amerika’da 1940 ve 1960 yılları arasında ise formül bebek mamaları ciddi bir rant kaynağına dönüşmüş, reklam ve tanıtım kampanyalarının düzenlenmesiyle de bu mamalarla beslenen bebek sayısı %80 oranına çıkmıştır. Emzirmenin ve anne sütü alımının hızla gerilediği bu dönemde Chicago bölgesinde 1956’da La Leche League International kurulmuş ve böylelikle dünyada ilk kez gönüllülerden oluşan bir ekip, anne ve emzirme destek organizasyonunu başlatmış ve iki yıl kadar sonra “Emzirme Sanatı” kitabını basarak bu fikri hızla dünyaya yaymaya başlamıştır. Ancak, formül bebek maması firmaları dur durak bilmeden, “Anne sütü yerine”, “Anne sütü gibi” hatta “Anne sütünden de iyi” söylemleriylekampanyalarına devam etmişlerdir. Artık, 1970’lere gelindiğinde neredeyse anne sütünün yerini tamamen formül bebek mamaları almış ve bu durum sadece Amerika’yla sınırlı kalmayıp tüm dünyaya yayılmaya başlamıştı. 1970 Kasım’ında ise, Protein-Calorie Advisory Group (PAG)[10] ilk kez formül bebek mamalarının içerikleri ve tehlikeleri üzerine bir toplantı düzenlemiş ve bu toplantı, 1972 senesinde Uluslararası Tüketiciler Birliği’ni (IOCU) harekete geçirmiştir. Hemen ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Codex Alimentarius Commission, yani formül bebek mamalarının reklamları ve pazarlanması ile ilgili sınır koyucu bir kod taslağı sunmuştur.[11]
Ve aynı dönemde piyasanın önde gelen formül bebek maması markası ünlü bir firma aleyhine haberler çıkmış ve kamuoyu kazanı hızla kaynamaya başlamıştır. 1977 Temmuz’unda ise, halkın düzenlediği boykotlar tüm dünyada formül mamalara duyulan ilgiyi azaltmayı başarmıştır.[12] Ertesi yıl İngiltere, Almanya, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada’da emzirmeoranlarının hızla arttığı gözlemlenmiştir. Ve ilk kez, 1978 yılında TheAlma-Ata Konferansında, Dünya Sağlık Örgütü direktörü yaptığı konuşmada formül bebek mamalarının reklam ve pazarlanma kodu ile insan hakları bağlantısını kurarak, bu mamaların anne sütünün önüne konularak pazarlanmasının bir insan hakkı ihlali olduğunu savunmuştur. Bu konuşma üzerine, International Baby Food Action Network IBFAN (1979) WHO ve UNICEF’e katılarak, 1981 yılında Uluslararası Formül Bebek Mamalarının Pazarlanmasına ilişkin kodu kabul etmişlerdir.[13]
“Üreticilerin ya da dağıtımcıların bilgi içeren ya da eğitsel gereç ve malzeme türünden bağışları ancak ilgili resmi otoritelerin isteği ve yazılı onayıyla ya da devletin bu amaçla belirlediği kurallar çerçevesinde yapılmalıdır.”
“Madde-5: Bu yasanın kapsamı içindeki ürünlerin kamuoyuna yönelik reklamlar ya da başka yollarla tanıtımı yapılmamalıdır. Üreticiler ve dağıtımcılar, gebe kadınlara, annelere ya da onların yakınlarına doğrudan ya da dolaylı olarak bu yasanın kapsamı içindeki ürünlerden örnekler vermemelidir. Bu ürünler için satış amaçlı reklamlar, eşantiyonlar, tüketiciyi doğrudan etkileyecek yöntemlerle perakende satışları artıracak özel gösteriler, indirim kuponları, satış̧ kampanyaları, zararına satışlar, başka bir ürünün yanında ücretsiz satış gibi herhangi bir satış artırma yöntemine başvurulmamalıdır. Pazarlama personeli, çalışma alanları içinde, gebe kadınlar, bebek ve küçük çocuk anneleriyle temas kurmaya kalkışmamalıdır.”
“Madde-6: Sağlık sistemi olanaklarından hiçbiri formüle bebek maması ya da yasa kapsamı içerisine giren diğer ürünlerin yaygınlaştırılması amacıyla kullanılmamalıdır.”
“Madde-7: Sağlık görevlileri emzirmeyi teşvik edip korumalıdır; anne ve bebek beslemesiyle özel olarak ilgili olanlar yasanın getirdiği tüm sorumlulukları bilmek durumundadırlar. Bu yasa kapsamındaki ürünlerle ilgili olarak, üreticilerle dağıtımcıların sağlık uzmanlarına sağladıkları bilgi, bilimsel ve olgusal konularla sınırlandırılmalı ve bu bilginin biberonla beslemenin emzirmeyle eş değerde ya da ondan üstün olduğu yönünde bir inanç yaratmaya ya da bunu ima etmeye yönelik olmaması sağlanmalıdır. Bu yasa kapsamında yer alan formüle bebek mamaları ve diğer ürünlerin örnekleri ya da bunların hazırlanması ve kullanımıyla ilgili araç ve gereçler, mesleki değerlendirme ya da kurumsal düzeyde araştırma amacıyla ilgili araç ve gereçler, mesleki değerlendirme ya da araştırma amacıyla gerekli olmadıkça, sağlık görevlilerine verilmemelidir. Sağlık görevlileri gebe kadınlarla bebek ve küçük çocuk annelerine ve onların ailelerine bebek maması örnekleri vermemelidir.”
“Madde-8: Pazarlama elemanlarına uygulanan prim sistemlerinde, bu yasa kapsamındaki ürünlerin satış̧ miktarı prim hesaplarına dahil edilmemeli ve bu ürünlerin satışı için özel olarak kotalar belirlenmemelidir.”[14]
Buna göre, Dünya Sağlık Örgütü(WHO) ve UNICEF’in Sağlık Asamblesi’nin isteğine uygun olarak anne sütü muadillerinin pazarlanmasıyla ilgili bu yasanın ihlali, “İnsan hakları” ve “Çocuk hakları” ihlalidir.

Günümüzde, ülkemizde ve tüm dünyada her geçen gün bu yasaların sıklıkla ihlal edildiğini görmekteyiz. Bu yasaların ihlalinin bedelini en çok bebeklerimiz ve emzirmeye ilişkin yetersizlik duygusuna kapılan annelerimiz ödemektedir. Bugün dünya genelinde emzirme oranlarına baktığımızda Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, başı çeken ülkeler; Madagaskar %48, Bolivya %50, Mısır ve İran %56, Uganda %57, Eritre %59, Peru %71, Malavi %72, Kamboçya, Solomon Adaları ve Nepal %74, Sri Lanka
%76, Ruanda %90’dır. Bu ülkelerde emzirme oranlarının bu derece yüksek olmasının nedeni, ticari pazarlarının Formül Bebek Maması tüketimine, reklam ve kampanyalarına kapalı olmasıdır. Şuan dünya üzerinde toplam emzirme oranı %38’dir; yani, bebeklerin %62’si anne sütü alamamakta ve her geçen gün dünyamızda bebek hastalık ve ölümleri artmaktadır. Acıdır ki dünya emzirme oranlarını düşüren ülkeler çoğunlukla Avrupa ülkeleridir. Avrupa’da emzirme oranı %13’lere kadar düşmüştür ve bu oran Türkiye’de %36’lardadır.[15]
Anlaşılacağı üzere bu düşük oranların en önemli nedeni, bu ülkelerde her geçen gün kod ihlali yaparak, Formül Bebek Maması tüketimine, reklam ve kampanyalarına yer verilmesidir. Bu ülkeler, mama üretiminde de başı çeken ülkelerdir ve kendi elleriyle evlatlarının sağlıklarını riske atmaktadırlar.. Bu işleyişe dur demeyen, devlet kamu ve kuruluşları, bu çerçevede pazarlama yöntemlerine alet olan, sağlık personeli, girişimci, pazarlamacı ve uzmanlar, insan ve çocuk hakkı ihlal etmektedirler.
Türkiye genelinde toplam 205 Bebek Dostu Hastane vardır ve bunların sadece 20 tanesi İstanbul’dadır. Bu vahim tablo neticesinde bugün Türkiye genelinde bebeklerin biberon yoluyla formül bebek maması alma oranı %60 olup, bunu teşvik eden sağlıkçılar kusurludur.[16]
insanlığa, kendinde olduğu gibi başka herkese de, araç olarak değil, amaç olacak biçimde davran”.[16] İnsan hakları düşüncesi, hak ve adalet kavramları, tarihsel sürece baktığımızda “Evrensel İyi” fikrinden türemiş ve türetilmiştir. Evrensel anlamda “iyi” olabilmek ve “iyi”yi istemek, biz insanların, toplumun her kişisinin; kadının, çocuğun, bebeğin, annenin… hakkını istemesinden başka bir şey değildir.



